Dolar Yükseldi Önce Benzin Şimdide Motorin Fiyatları Arttı

Sevgili Su Dostları ,
Son zamanlarda bazı konularda ipin ucu kaçtı gibi hisettiğiniz oluyormu hiç? Açıkçası ben öyle düşünüyorum. Akaryakıtın bu kadar artması sadece otomobilleri değil ticaretin temeli olan kara taşımacılığınıda derinden etkiliyor. Ülkemizde bildiğiniz gibi demiryolu ve deniz ticareti yeterince aktif değil. Durum böyle olunca işletmelerin stresslere dayanıklılığıda önemli ölçüde azalıyor. Zincirleme olarak toplumda yeni iş kurma ve girişimcilik hevesleride baltalanmış oluyor. Herşeye rağmen Türk halkı asırlardır kahramanca savaşarak bugünlere gelmiş bu ulus girişimcilikten atılımcılıktan vazgeçmiyor. Boyle bir ortamda riski en az iş kolları aranır oldu . işte size şirketimiz Uludağ A. Ş. nin sunduğu iş fırsatından bahsetmenin tam sırası.. Size Su bayiliği açmayı teklif ediyoruz hemde birçok avantajla bu işi yapabilirsiniz. Bir kere satacağınız su doğal kaynak suyu ve selenyum elementi içeriyor. SELENYUM elementinin ne olduğunu internetten araştırın , erişkinlerde yaşlanmayı geciktiriyor ve kansere karşı koruma sağlıyor, çocuklarda ise mikroplara karşı vucut savunmasını güçlendirerek hastalıklardan koruyor ve daha binlerce olumlu etkisi..
Sadece selenyummu avantajımız .. deği tabiiki istersenz sıralayalım :
1- Demirbaş damacana için para ödemiyorsunuz , fabrika olarak onları biz sağlıyoruz. Bidon bedava.
2- İşe başlarken hesabınıza tam 10.000 adet ücretsiz su hakkı yazıyoruz ve her dolumda bunu size taksit taksit veriyoruz.
3- Dolum ücretimiz son derece ekonomik tam 0.59 TL .. inanması zor ama bu doğru.. Bu fiyata nasıl dolum yapıyoruz , yuzyuze geldiğimizde anlatırım :)
4- Nakliye organizasyonlarınızı biz yapıyoruz.
5- Dükkan giydirme , araba giydirme , magnet broşur ceket şapka tabela gibi dükkan malzemelerinizi ücretsiz olarak veriyoruz.

Bayilik başvurusu için ya bu yazıya yorum yazın cevaplayalım.. yada müşteri temsilcilerimizi arayın , yada gelin ofisimizde görüşelim vaya fabrikamızı ziyaret edin :

Esra Hanım: 0 532 212 07 46

Bilgen Hanım: 0 532 215 63 27

Suser Hanım: 0 532 270 33 04

Pınar Hanım: 0 532 270 77 42

Candaş Bey: 0 532 253 32 07

İsmail Bay: 0 532 322 04 69

Bayilik Başvuru Ofisi:
Kazımıye Mah. Dumlupınar Caddesi Kılıçoğlu Danış Towers D Blok Kat 1 Suit 12 Çorlu Tekirdağ
Telefon Sanral: 0 282 651 40 80 Fax: 0 282 651 40 70

Damak Fabrika Adres:
Uzundere Mevkii Osmaniye Köyü Karamürsel Kocaeli

Uludağ Fabrika Adres:
Sazlık Mevkii Burcum Köyü Yenişehir Bursa

Akdamla Su Bayiliği Alın Bidona Para Vermeyin + 10.000 Damacana Su Bedava

Su Bayiliği işi kurmaya karar verdiyseniz mutlaka bir çok su fabrikasını aramışsınızdır. Genelde sizden damacana satın almanızı , teminat ödemenizi fana isterler. İşe yeni başlayacağınızı göz önüne alarak ücretsiz suda vermezler. Ama Avrasya A. Ş. nin işletmecisi olduğu Akdamla Su Fabrikası öyle değil. Bu işa başlayacak olan girişimcilere birçok destekler veriyor . işte Avrasya A. Ş. Akdamla Su Fabrikasının Desteleri ve avantajları:

1- 10.000 damacana su ücretsiz

2- Damacana emanet paketleriyle damacanaya para ödemeden başlama imkanı.

3- Ekonomik dolum ücretleri : 0.59 TL den başlıyor.

4- Reklam malzemeleri , kıyafet , el arabası , broşur , magnet ve tabela desteği

5- Son derece yumuşak su : 1 fr sertliğin altı

6- Her dolumda eşantiyon bardak sularla tanıtım yapma imkanı.

ve daha birçok imkan ..

Ayrıntılar için Su34.com tıklayın veya 0 532 212 07 46 arayın.

.
.
.
.
.
Ülkemizdeki Tüm Su Fabrikaları:

Akdamla, Saka su (minarelli su), Arsu, Arsu Misinli, Arsu Gıda, Danone Hayat Adana, Aquafina, Sersu, Kızılay(Mineralli Su), Tınaztepe, Üçpınar, Aqua Turka, Kızılcahamam Altın Su, Kavacık, Hayat Pınarı, Filiz, Sağlık, Javsu, Berrakyayla, Sarp, Billur Su, Beypazarı (Mineralli Su), Çamlık(Mineralli Su), İnci, Süral, Çağlar, Antalya Ceysu, Madran, Karlık, Topçam Madran, Şırlan, Zeybek, Pınar Madran, Billur Su Dallıca, Kızılcık, Nysa, Anfora, Kaltun, Pirsu, Ayvatlar, Şeker Su, Düdüklü, Kristal(Mineralli Su), Selen, Abant, Anatolya, Akmina(Mineralli Su), Anatolya(Mineralli Su), Sodabant(Mineralli Su), Safir, Şifa (Mineralli Su), Sultan, Damla Bursa, Gümüş, Erikli Oba, Elmas Su, Koru Su, Özkaynak(Mineralli Su), Kaynak, Nestle Pure Life, Baykal Su, Kirazlıyayla, Erikli Zirveden, Turkuaz Bursa, Çınar(Mineralli Su), Uludağ(Mineralli Su), Kınık(Mineralli Su), Freşa( Mineralli Su), Sırma(Mineralli Su), Aroma Ömer Duruk, Sodaş(Mineralli Su), Kızılcık, Kudret Su, Cansu Çoban, Sahra, Efe(Mineralli Su), Asya Su, Kabalak, Gap Pınarı, Paşapınarı, Desni Palandöken, Iğıl Palandöken, Gecek, Kalabak, Fatsu, Çaldağ(Mineralli Su), İnişdibi(Mineralli Su), Sarıçam(Mineralli Su), Geyikoğlu, Hasüneş, Çamlıbel Nural, Çatın (Mineralli Su), Aysu, Sam Ulusu, Pınar Denge, Kuvars, Hamidiye, Kestane, Taşdelen, Sırmakeş, Mercan, Kum, Akçapınar, Özpınar, Fındık Su, Kemersu, H.Burgaz, Güzelpınar, Çubuklu, Özkayışdağ, Altınpınar, Koçbey Aqua Beypınarı, Hisar, Kevser, Dağdelen, Şadırvan, Akasya, Kovanpınar, Kırkpınar, Öz Gümüşpınar, İpekpınar, Kervansaray, Akpınar, Beys Su, Özlempınar, Yalı Su, Saray, Mis-Pak, Nisa, Emirdağ, Taşpınar, Aquanet, Minella, Zambak, Beyza, Taşdelen, Çamlıbel, Güvenpınar, Çobanpınar, İrem Su, Florist, Binbaşıpınar, İmren, Çamoluk, Öz Haznedar, Başpınar, Hay, Hamidiye İçme, Huzur Yamanlar, Kardan, Şaşal, Özsu, Güneşsu, Cansu Yamanlar, Yks Yamanlar, Bademli, Yamanlar, Nil-Su, Karbel, Pan, Yeşilkaya, Allıpınar, Yuvacık, Akar, Gürpınar, Ovacık, Çene Suyu, Serap, Polat Galle Karamürsel, Akçat, Bey Su, İvriz, Türkmen, Mayyi, Salihli, Sardes, Salihli(Mineralli Su), Kula(Mineralli Su), Sarıkız(Mineralli Su), Labranda, Polat Galle, Sandras, Gökova(Mineralli Su), Yaman Labranda, Tekir, Çataltepe, Başayran, Özayran Esensu, Bahçepınar, Bağcı, Bahçe Ayran Su, Ayder, Nestle Pure Life, Reşadiye, Damla, Şerefiye, Kristal, Kardelen, Oskar, Aytaç Akyudum, Danone Hayat Adana, Buzdağı, Canpınar, Sırmasu, Pınar Yaşam Pınarım, Lido, Revan, Efem Su, Kuzuluk(Mineralli Su), Akdağ, Karacapınar, Saneta, Istranca, Çardaklı Su, Turkaz Çorlu, Aquafina, Özgü (Mineralli Su), Niksar, Ayvaz, Belkaya, Ereksu, Esin Su, Karsu, Üççamlar, Genç, Harmankaya, Gülşen, Evian Doğal Mineralli Su, Contrex Doğal Mineralli Su, Perrier Doğal Mineralli Su, San Pellegrino Doğal Mineralli Su, Dr. Ercüment Güdücüoğlu, Gerolsteiner Doğal Mineralli Su, Acqua Panna Doğal Mineralli Su, Sirab Doğal Mineralli Su, Seven Oceans İçme Suyu

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda Kadrolaşma

Yrni anayasa ile siyasi kontrolu artan hsyk da yeni makamlar ve kadrolar olusturuluyor.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa değişikliğiyle yenilenen yapısında oluşturulan dairelerin başkan ve üyelerini belirledi.

Değişiklikle 3 daire şeklinde çalışması öngörülen HSYK’nın Birinci Daire Başkanlığına İbrahim Okur, İkinci Daire Başkanlığına Nesibe Özer, Üçüncü Daire Başkanlığına Ahmet Hamsici seçildi.

Kurul ayrıca hangi üyelerin hangi dairede çalışacağını da oylamayla belirledi. Hülya Avşar Mastürbasyon Sahnesi.

HSYK bünyesindeki daireler 7′şer üyeden oluşuyor. Birinci Daire hakim ve savcılarla ilgili atama ve nakletme, geçici yetki verme, kadro dağıtma, müstemir yetkileri düzenleme, yıllık ve mazeret izinleri dışında her türlü izin verme, Türkiye Adalet Akademisi tarafından yapılan planlamaya ve alınan taleplere uygun olarak eğitim programlarına katılmaya ilişkin izin verme işlerini, meslek öncesi eğitimde staj mahkemelerini belirleyecek.

İkinci Daire hakim ve savcıların her türlü yükselme ve birinci sınıfa ayırma işlemlerini yapmak, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasındaki suç soruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturması sonucu hakkında karar vermek, disiplin veya suç soruşturma ve kovuşturması nedeniyle geçici yetkiyle yer değiştirmesine veya görevden uzaklaştırılmasına karar vermek, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar vermek, diğer kurumların geçici görevlendirme ve nakil taleplerine ilişkin izin işlemlerini yürütmekle görevli olacak.

Üçüncü Dairenin görevleri ise hakim ve savcı adaylarını mesleğe kabul etmek, hakim ve savcıların görevlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yapıp yapmadıklarına ilişkin denetleme işlemlerini Teftiş Kuruluna yaptırmak, hakim ve savcılar hakkındaki ihbar ve şikayetleri inceleyip gereğini yapmak, hakim ve savcıların görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını kurul müfettişleri veya müfettiş yetkilerini haiz kıdemli hakim veya savcı eliyle araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri için teklifte bulunmak, hakimlik ve savcılık görevine tekrar atanma ile diğer hizmetlerden mesleğe atanma talepleri hakkında karar vermek, meslekten çekilme, çekilmiş sayılma ve görevin sona ermesi hakkında karar vermek, ilgili kanunlarda verilen görevlerin yerine getirilmesi bakımından en yakın ağır ceza, bölge adliye ve bölge idare mahkemesini belirlemek olacak.

Her üç daire Genel Kurul tarafından verilen diğer işleri de yapacak.
DAİRE BAŞKANLARI VE ÜYELERİ BELİRLENDİ
HSYK’nın toplantısında, Anayasa referandumunun ardından 3 daire şeklinde çalışması öngörülen Kurul’un Birinci Daire Başkanlığına İbrahim Okur, İkinci Daire Başkanlığına Nesibe Özer, Üçüncü Daire Başkanlığına Ahmet Hamsici seçildi. Kurul ayrıca hangi üyelerin hangi dairede çalışacağını da oylamayla belirledi. Böylece Birinci Daire üyeliğine şu isimler seçildi:
“Zeynep Nilgün Hacımahmutoğlu, Ahmet Kahraman, İsmail Aydın, Bülent Çiçekli, Teoman Gökçe, Ahmet Berberoğlu.” İkinci Daire üyeliğine seçilenler ise şöyle: “Ali Suat Ertosun, Ahmet Gökçen, Ziya Özcan, Hüseyin Serter, Ali Aydın, Birol Erdem.” Üçüncü Daire de şu isimlerden oluşacak: “Ahmet Karayiğit, Zeynep Kavlak, Ömer Köroğlu, Ahmet Kaya, Rasim Aytin, Resül Yıldirim ve digerleri.

Obituary Yazari

İnsan oldukten sonra biraktigi eserkeriyle anilir birde onun hakkinda yazilip cizilenler diyelim .Serdar Turgut yazdı
SABAH MİLLİYET’İ ÖLÜMDE ATLATTI
Ölen insanın hayatı hakkında değerlendirme yazıları (obituary) ekolünü ilk kez kim başlatacak diye bekliyordum. Bu işe en çok yakışan gazetenin Milliyet olduğunu düşünüyordum, çünkü Milliyet gerek okuyucu profili açısından, yazarlarının eskiliğiyle, genelde yıpranmışlığıyla ölüm kavramına en yakın duran gazeteydi. Ancak Sabah gazetesi bir sürpriz yaparak obituarty işini ilk önce başlattı. Gerçi ideolojik-siyasi kimlik değişimlerinden sonra özellikle ölüm kavramına yakışır durum alan Sabah hala daha geçmişten kalan ve bugünlerde silmek için verdikleri tüm çabaya rağmen öldüremedikleri imajın rantını yiyorlar. Dikkatli okumayanlar Sabah’ı hala daha dinamik genç bir gazete sanabiliyorlar bu sadece eskiden kalan bir yanılsama.
Obituary yazma işi gayet ciddi bir iştir. Yazarının bilgili birikimli ve kültürlü olması gerekir. Edebi vurgulamaların gazetede en rahat yapılabileceği yer de orasıdır. Bunun altından kalkabilecek kaç gazeteci-yazar var etrafta ben tam bilmiyorum, anlayacağınız Sabah’ın işi oldukça zor. Üstelik yazıları gündelik ölüm ilanlarına bakarak kararlaştıracaklarmış. Benim bildiğim batı gazetelerinde obituary stoklu çalışılır. Yani ölmesi muhtemel olan insanlar hakkında yazının çatısı önceden çatılır son anda bir değişiklik yapılacaksa o son anda eklenir. Burada günlük haber yazılıyor gibi yazılan bu yazılarda bu yüzden bir düzeyin üstüne çıkılabilmesi bence mümkün değil. Üstelik yazılar sıradan ünlü olmayan isimler hakkında da yazılacakmış . Bu tavır Sabah’ın popülist vasatizmine uyuyor ama okuyucu sıradan insan hikayelerini neden heyecanla okusun ki, bunu da anlamak güç. Biliyorum, biliyorum her insan eşittir özellilkle ölüm karşısında daha da eşitiz ama ben ünlü bir ismin yaşarken neler yaptığını merak ederim… Batılı anlamda da obituary mahalle bakkalının ölümünden sonra değil ünlü bir yazar, sanatçı ve siyasetçi ardından yazılır.
Popülizm mecburiyetlerini anlamakla birlikte olayı abartıp imajlarını daha da bozmasınlar diye yapıyorum bu uyarıyı.
ENİS’İN GAZETESİNDE ÖZKÖK DAMGASI

HÜRRİYET gazetesinin yayın yönetmeni Enis Berberoğlu, göreve geldiği günden beri Habertürk dışında gazetelerde çalışanların deyimiyle Amiral gemisi olarak bilinen Hürriyet kızağa çekilmiş bir gemi gibiydi. Anlaşılan yeni yayın yönetmenine gazeteyi çarpıcı olmaktan çıkarmak , dikkat çekmesini önlemek ve bir önceki yayın yönetmeninin yaptırdığı türden çarpıcı işlere son vermek görevi verilmiş olmalıydı. Bu kriterlere göre Enis Berberoğlu, görevini çok güzel yapıyordu, çok da başarılıydı. Ancak Ertuğrul Özkök döneminde belirli bir ivme, dinamizm kazanmış Hürriyet’te işlerin hep böyle gitmesi pek mümkün değildi. Türkiye’yi sarmaya başlayan avamlığın bu gazeteyi de avucuna alması aslında acı bir olaydı. Hürriyet’i sıradanlaştırma işini iyi yapsa da Enis akıllı bir gazeteciydi, girilen yolun tehlikelerini görüyordu. Ama kendini soktuğu kapandan kurtulması da kolay değildi.

En sonunda çareyi etkilerini temizlemek ile görevlendirildiği Eruğrul Özkök modeline dönmekte buldu. Pazar günü Ayşe Arman yeni bir iş ile ortaya çıktı. Şişmanlaştırılmış Ayşe bir yazı dizisine başlıyordu. Bu Enis gibi çok ciddi bir gazetecinin aslında hiç hoş bakmayacağı, Ertuğrul Özkök’ün ise bayılacağı türde bir işti. Ama Enis de bunu sürmanşetten duyurmak zorunda kaldı, çünkü artık başka çare bence yoktu.

Bununla da kalmadı ertesi gün Hürriyet ‘Barbara resti’ gibi tuhaf bir manşetle çıktı. Galiba Enis Berberoğlu bu işten hoşlanmış durumdaydı. Ciddi olaylara bile magazinsel , ‘hafif’ yorum getirmek ona da iyi gelmiş olmalıydı ki; wikileaks ile ilgili bir haber Barbara Stresiandi bağlamında onun seksi bir fotoğrafı ile veriliyordu. Bildiğim kadarıyla bu da Ertuğrul Özkök’ün seveceği bir manşetti. Anlayacağınız Enis Hürriyet’in kurtulmasını Ertuğrul Özkök formülüne sarılarak buluyordu.
YAZAR KARŞILAŞTIRMASI
Eğer iyi yazarlık kriteri olarak yazarın gündem oluşturma becerisini, tartışma yaratma gücünü, dinamizmini, modern kavramlara hakimiyetini, dünyadaki gelişmeleri izleme/anlama becerisini anlıyorsak, o zaman basında en dinamik yazar kadrosuna (Bu aşamada ilk gün yazımda yaptığım uyarıyı tekrar yapmalıyım, bu tür değerlendirmelerde Habertürk daima dışarda bırakılacaktır) bence TARAF gazetesi sahip…
En kötü yazar kadrosuna ise SABAH sahip.
Milliyet için üzülüyorum. Böyle kesin favori olacağı zannedilen bir konuda bile yerini Sabah’a kaptırması gerçekten çok acıklı.
Sabah yazar ataleti açısından Milliyet Gazetesi’ni geçmeyi başararak zor bir işe imza atmış durumda.
Geçmişinde iyi yazarlık sicili bulunan Engin Ardıç bir süredir işini ciddiye almıyormuş izlenimini veriyor. ‘Yazıp yolladım, benden iş çıktı’ havası seziyorum onda artık, orijinal fikirler üretmek için kendini zorlamıyor gibi geliyor bana.
Hıncal Uluç ise geçmişinin rantını yemeye başladı gibi gözüküyor. Gazetenin imajı kendisiyle birlikte Hıncal Uluç’u da aşağıya çekiyor. O ne kadar çabalasa, modern görünümler vermeye çalışsa da Sabah’ın yükünü taşımaya takatı yetmeyecek.
Diğer yazarlar içinde bir tek Sevilay Yükselir iyi yazarlık potansiyeli taşıyor. Özellikle kızgın olduğu zaman zevkle okunan metinler ortaya çıkarabiliyor. Geri kalan yazar kadrosu ise uyuyor gibiler, işlerini otomatiğe takmışlar, köşeleri boş çıkmıyor ama boş yazılarla dolu oluyor.
Avam olanı yaşam ideali olarak seçmek için özel uğraş vermekte olan Hürriyet Gazetesi’nde Yılmaz Özdil, Ahmet Hakan, Ertuğruk Özkök ve Kanat Atkaya dışındakiler neden yazıyorlar buna cevap vermek güç. Hele aralarında bazıları var ki, yıllardır yazı yazıyorlar tek bir yazıları bile beğenilmemiş, yıllar içinde tek bir yazıları ile tartışılmamış. Nasıl utanmazlar böyle bir şeyden, nasıl devam ederler yine de her gün gazeteye yazı yollamaya bunu anlamak mümkün değil.
Şöyle anlatayım meseleyi son derece başarısız bir yazarlık deneyimine sahip olan Enis Berberoğlu şu anda gazetesi için intihar etmekten vazgeçip yazarlığa dönseydi, o bile bunların hepsinden güzel yazabilirdi.
BU DÜELLO İZLENİR
İlk atışı Emin Çölaşan dün Sözcü Gazetesi’nde aptı. ‘Fehmi, ne işin vardı Suriye’de, kimin ajanı idin’ diyerek Fehmi Koru’yu ajan olmakla suçladı. Ben Fehmi Koru’nun buna ne cevap vereceğini merak ediyorum. Ama hayır, ajan olup olmadığını filan merak ettiğimden değil, böyle bir şeye ihtimal vermiyorum da, cevabın sertlik tonunun ne olacağı önemli. Zira bu ikisi sıkı kavga ederler, şu an ben kavgada yanda durup ‘vur, vur’ diye bağıran seyirci konumundayım ama uzun süredir bu kadar kanlı canlı olmaya namzet başka da bir gelişme olmamıştı, özlemişim.
Sadece bu nedenle Sözcü Gazetesi iyi ki de var.
Var da nasıl var bunu anlamaya da zorlanıyorum. Hemen her gazetede gazetecilerin ne yapsak da iktidarı kızdırmasak diye yaşadıkları bir ortamda onların bu korkusuzlukları nereden geliyor acaba? İnsanın aklına bazı komplo teorileri de geliyor. Acaba Sözcü yurtdışından gelebilecek ‘Türkiye’de basın özgürlüğü yok’ eleştirisine karşı mı yedekte tutuluyor, bu eleştiri geldiğinde ‘Siz bir de şu gazetenin dediklerine bakar mısınız’ diyebilmek için mi yaşamasına izin veriliyor acaba? Ben soruyu sorayım da inşallah yanılıyorumdur diye de ummayı da sürdüreyim bari.

Alacaklarina Karşilik 16 yaşindaki Kıza Tecavüz Ettiler

Borç odemenin , alacak tahsil etmenin birçok yolu olabilir ama tecavüzle tahsilatı ilk defa duyuyoruz. tecavüze mazeret gösterilen ilginç vaka İZMİR’in Karabağlar İlçesi’nde, 3 kişi, verdikleri borcu almak için sıkıştırdıkları 31 yaşındaki Arif Çelikbaş’ın kendilerine getirdiği, aile dostunun 16 yaşındaki kızı B.E.’ye otomobilde zorla tecavüz etti. B.E.’ye, “Seni borcumuza karşılık aldık, para karşılığında bu işi yaptığını zannettiğimiz için birlikte olduk” diyen Abdülbakir Derak, Resul İstimihal ve Doğan Yaztirmak ile talihsiz kızı götüren Arif Çelikbaş tutuklama icin gözaltına alındı.Olay, geçen cumartesi gecesi Uzundere semti yakınlarındaki dağlık alanda meydana geldi. Annesinin ikinci evliliğini yapmasının ardından üvey babasıyla yaşamaya başlayan B.E., iş bulması için aile dostları 31 yaşındaki Arif Çelikbaş’dan yardım istedi. Çelikbaş, bir süre sonra 750 TL alacağını isteyen kişilerin kendisini sıkıştırması üzerine, B.E.’nin evine giderek onu iş görüştürmesine götüreceğini söyledi. Arif Çelikbaş, kızı annesinden alarak Bozyaka semtindeki işyerine götürdü, bazı kişilerle görüştürdükten sonra tekrar evine getirdi. Arif Çelikbaş akşam saatlerinde ikinci kez evine gittiği B.E.’yi alarak aynı semtteki bu seferde baska bir başka kafeteryaya götürdü.Arif Çelikbaş, burada buluştukları 3 kişinin otomobiline B.E.’yi de bindirerek yola çıktı. Saat 22.00 sıralarında, Uzundere yakınlarındaki dağlık alana götürülen B.E.’ye 3 kişi, otomobilde tecavüz etti. Gözyaşı döken B.E.’ye, “Seni borcumuza karşılık aldık, para karşılığında bu işi yaptığını zannettiğimiz için birlikte olduk” diyen üç kişi, daha sonra kızı saat 02.00 sıralarında Eşrefpaşa semtinde bırakarak kaçtı.Yakındaki Eşrefpaşa Polis Merkezi’ne sığınan B.E., sık sık ağlama krizine girerek yaşadıklarını anlattı. B.E.’nin verdiği bilgiler doğrultusunda harekete geçen polis ekipleri, 35 Y 9860 plakalı otomobildeki tecavuzcu şüphelileri aramaya başladı. Bu sırada B.E.’nin olayı telefonla anlatıp yardım istediği erkek arkadaşı yanına giderken, tesadüf sonucu önünden otomobille geçen şüphelileri plakanın dikkatini çekmesi sonucu ihbar ederek yakalattı.Gözaltına alınan ve çeşitli suçardan poliste kaydı bulunan 32 yaşındaki Abdülbakir Derak, 24 yaşındaki Resul İstimihal ve 23 yaşındaki Doğan Yaztirmak, Ahlak Büro Amirliği’ne götürüldü. Bu kişilerin verdiği bilgiler doğrultusunda B.E.’yi kendilerine getiren Arif Çelikbaş da gözaltına alındı. İşlemlerin ardından adliyeye sevkidilen şüpheliler, kendilerine B.E.’yi getiren Arif Çelikbaş’a tepki göstererek hesabini soracagiz dediler.